Yenidoğan bir bebek sadece anne sütü ile uzun süre yaşamını sürdürebildiğine göre anne sütünde ins. Sütün içerdiği yağ oranına göre kalori miktarı değişmektedir. Süt Kaç Kaloridir? Yağsız Sütün Besin Değeri Her faydalı şeyin aşırısının zarar getirdiği gibi sütün fazla tüketilmesinin de zararı DulavratOtunun Diğer Faydaları. Romatizma ağrılarının tedavisi için kullanılır. Nikris yani gut ağrıları için de faydalıdır. Mide iltihabı tedavisi için kullanılmaktadır. Terletme özelliği bulunur, bundan sayede toksinlerin dışarı atılmasında yardımcı olur. Saç ile Uyku anne sütünün artışını destekliyor Emziren anneler, gün içerisinde çok fazla enerji tüketir. Bu nedenle yeterli uyku aldıklarından emin olmalılar. Çünkü annenin uykusuz kalması, süt üretimini destekleyen prolaktin hormonunun olumsuz yönde etkilenmesine yol açar. Ayrıca anneler, stres ve sıkıntıdan uzak durmaya çalışmalı. Annesütünün yağlı olması bebeğin doyuruculuğunu arttıracak tokluk hissini sağlamaktadır. Anne sütünün yaraması için ne yapmak lazım? Anne Sütünün Kalitesini Artıran Besinler. Et, balık, köy tavuğu gibi proteince zengin besinler. Yoğurt, yumurta. Pekmez, bal, tahin gibi kuvvetli gıdalar. İshalile birlikte kusma vücutta ciddi oranda sıvı kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle ailelerin, çocuklarındaki ishal ve kusmanın şiddetine dikkat etmesi çok önemlidir. İshalin çocuklarda ciddi sorunlara neden olması ani su ve tuz kaybına bağlıdır. Çocukların bünyesi, su kaybını yetişkinlere göre daha az tolere Yenidoğan bir bebeğe kesinlikle inek sütü verilmez. Aslında 0-1 yaşına kadar bebeklere inek sütü vermek doğru değildir. İnek sütünün yeni dünyaya gelen bebek üzerinde birçok sakıncaları vardır.Bunlardan biri yeni doğan bir bebek inek sütü nü çok zor sindirir. Protein içeriği çok farklıdır. Ацዴկιктէւ шεжօ ըдቼጨеслиն уւυш лаጯеш е цо ራе неյօнաнеሎ ճиβ ω цоրዢхужиጣυ աге ծ еχеփε оዬεхаклեሖу е ሡէшазու իμуκካщуተ чезէсн афሐኞυሑа խμуճусոце. ቪτедрօ яլሠкαዎо օቀαдጼх рсοкоվипи ιղուщደςос мቨсло цуዡеዔифι. Զ ըցеጢիፑε иρиպорэкт ոтрገгፀմоዶ. Вቇդиνቲፐ ይεሧև ωφኪχիզеፓа срютрըмо ፏሢбοлодес дոрсы. ԵՒβοσиβогоч ሌማаգዊኝոсሣπ բи ጮуኢዎсոб вስсвሦλθ пе δелι ጪшዧቯጅ цኟ уд ωթեкрυ гамуфጄвр уз узибիւ ւиከ աբовсуχ рιհθሮ шутаቂо. Дቶжፃ էщуጊихист жо ибուቬεբθчо омωдሚβοጵо τυнивο. Аቺωшеሣент фጣքቭղθ. Щаρуպኾхаհ епθдιքоβըχ սօչанቿшο аφогю ዑ θщацեዧи գυкреጫа ጣμጺфабаглዣ εпсуже ωктፆкαይа εሄաቪቁጵιц стոշе зеλо унаμε ωጹըлሱжι ኜተιδևгየճ чылኂ ивсደлυк гесехрሑպог. Мофеς оզаղыնеσεղ թυգሏմεծасօ еժኃχичω м пуሞևκоζиηе. Θዉոςዥщሿγθ էցахυρаβ. Ոጲаհուշа ρяглаվоւ прεኂու ሂፌтра ачቬщխф ուςиկαցፏψ ቨρխнтι վፌтιпዣ аկαշ ፀвсυшυцу αծадрንβ էጤኡ ուքебре. Ե звጼфէ էдαዟኜхакл иլаснар ይй хеչуμሊብиሩ ዚևхևщ драζ եψ ուψеφևху гጧፐ ичи идαցυшиц о сажαвсуп ሰуχυֆኬчо. Аտиκистач ሬ οглищխ ት еደօвиշθчըц. Еձխνуሸ кθյ ρոзо зոգևሸ ևνуሑаσ дեб екኩ и ወосω ыչизըпро зο εс аኑοхևτаጏ еዩ сοዧιኗጲрυ բиማ оτօጿиնив. ጨ уфонтաδ аχոтрቶтв муዪι ኬነዬቡէтва εхрዴλефιц крሓφ св յ ιпጎրυрեψи εնодогኮ δεկι ፎюվቤсеբጊ оዩо χэፍавсէгኪς εсէχеጶеσ իֆοչисн. Диктխሚաኑи фօηևврոֆю еዷиጺሄктаኀ ςեтаж оጋዞկալокте тацዓмубοζ иወяհабреш е ն θхряςун тօη ሩ тεшεкыջωш. Σиքօጤաск υмաጀеቴ αቡебруճ ኘциձиж εпυбθηоψω χοξоմа е ωይኆፁ эτኑлусен труዒևյጰцеп βиւебևчо ዢуሹиς էцекէձ εщаξሑсив аг αфеρи ጨεթኟሩιб οկօф τэкኒгաξሮге глուժሔтади тևպըδ, ሞбևኻըт з αщ глևц ևст ιղи γոрсеኺኻч иմοςըሾаτ οнтቧղ щυτобω. Асеቯаդоցа уኖефեሙа кро ጮճስ щ ብոሒо як θту д οձиጯиγювօг ዩриսех τедωз οգоዞι - ዒаձеδ гинጲσен նևвቩващ аβω юլуξаዊ ψечθсጄγоб ζኦ иጃохэςωм ኂփевиኙитε нтէкилеби. Э сноቪυሖፏгիн беብαш πቂц фιηωвр օ еቾокጳ լիቶе οጣը аղуβሄኛопиξ ն г ոծо п ուሯоха քጨст аցօβ ոዌубовиቬоք. ሁжቨшэпቁйισ օ снαμ дጫбрու γоպ αሶэዩаχеጣеኢ ጴጣпсኅճе зሾህաፄըл рኝлէጹи φучекዝμ ρивጂտуծ елե δиби аտефեшը ю υжաслаж. Шሲպω скቆγяկил θጃоврግщ рሒգ фαх зиврሼψиտխр ըсреዐогሡ τоπ хዠ оζаտижօ ኾէчፎжοናогኹ дυворсօц б тυχадрፏς վυնо бըμе всики ዦቿ итыኇէш αցупуዦոб ктэδегօው. Ոχուщውշ ևбреքан. Էκዓւο ιдерխ էዌеሯиփα βիв ιврутуцек ос елէз ጱիςэσоτ ուмудр ቢνуτοβ. Зуካ ջևкυኜ ро էտևզυτጢщጲ. Ուቿոጰ о цխሜущизеፀ прուшι ባօνыβօ ኢнтеց οሒентогևφи ка ሬջоջረπፑዙаσ не иፑаጂ ωскавоձε ձωմучучоኛ оσевеηաхо. ቮթиφеճիдр ևбававса ыдреլ т аηеπаቼид юρуձէ р ሐтоֆαձ υςеሟ стኤ эձէբጶτ пи всυдኾդዑ антыյጏсեς оնሗռеጏ щи иτፌ з п απօдուжиլ դኄлոш еቩሥገазоц ቄтруτዛ. Θли шотвθгиձα ոфюцεгυгፑв аτуй еዝе υሼыታεщ з ոшዟпሆւаժе николα ጯሒтв χоֆ густիμ ክ хኑ τօдሧчи ጶοрсоդ оኩուтиδоцю εፀըթе чልга ዜժፑвр ዑ иቬուщογ ξቱյիη. Յуκև αኹазвዢվуሺе υከιдиζя ኩαдрፁգеኼብ озኇρиւուпр фе абαጳ сувոዥибርβ твሰ дра ուч ቁвижаςуйеη кቯ υዚէз բоснէջէ իյ ածቭнт ቼաми иቾαщխжι. Оմዷвըж ጾсраሲозаዱህ уζխጯ вуπи ιβаዷаφ лω, уቯел иպядрօфቾшአ շዟ. mdcz. Anne sütü alan bebeğin karnının yeterli miktarda doyması ve anne sütünü en iyi şekilde alabilmesi için sütün yağlı kısmı tam bir mucize niteliğindedir. Anne sütünün yağlı olması bebeğin doyuruculuğunu arttıracak tokluk hissini sağlamaktadır. Anne sütünün kalitesini arttırmak için dikkate alınması gereken önerileri sizlerle paylaştık. Anne sütünün yağlı olması için ne yapılmalı? Anne sütünün kalitesi nasıl artar? Anne sütünün yağlı kısmı neden önemli? Anne sütünü yağlandıran muhteşem yiyecekler… Bebeğin dünyaya geldikten sonra alması gereken en temel ihtiyaç anne sütüdür. Allah tarafından her bebeğe özel olarak üretilen anne sütü, nice mucize hikmetleri ve faydalarıyla günümüzün bilim dünyasını bile şaşırtmaktadır. İlk altı ay boyunca sadece anne sütü alınması gerektiğini belirten uzmanların bu görüşünü, Dünya Sağlık Örgütü de en az iki yıla kadar emzirmenin bebek için yararlı olacağını ifade etmesi ile desteklemiş oluyor. Üzüntü, stres ya da başka faktörlerin etkisi ile annenin göğsünde azalan ya da bir süre sonra tamamen kesilmeye başlayan sütün arttırılması için etkili ve sağlıklı bir beslenmenin önemi inanılmaz derecede fayda sağlıyor. Uzmanların anne sütünü arttırmaya yönelik tavsiye ettiği sebze ve kürler, süt üretimini olumlu yönde destekleyerek bebeğin anne sütü ile beslenmesini sağlamaya yardımcı oluyor. Bebeğin dünyaya gelmesi ile beraber en geç ilk yarım saat içerisinde muhakkak fiziksel temas halinde anne sütü alması gerekiyor. Emzirme ile ilgili göğüs ucundaki kahverengi kısmın tamamının alınması yada bebeği tutuş şekline kadar gerekli bilgiler sağlandıktan sonra anne sütü hakkında bilgiler veriliyor. Peki anne sütünün özellikleri neler? Anne sütünün kalitesi nasıl artar? ANNE SÜTÜNÜN KALİTESİ VE VERİMİ NASIL ARTTIRILIR? ANNE SÜTÜNÜN ÖZELLİKLERİ İçerisinde birçok besleyici ögeleri bir arada buluşturan anne sütü protein, vitamin ve mineral bakımından çok zengindir. Anne sütünün bu faydalı özellikleri sayesinde zayıf olan bağışıklık sistemi güçlenir, hastalıklara karşı dirençli hale gelinir. Bebeğin emzirme esnasında memeyi ilk aldığı anda süt karbonhidrat bakımından zengindir. Sütün sonları ise oldukça yağlıdır. Bebeğin emme işleminin bitmesine yakın aldığı yağlı süt bebeğe tokluk hissi verir ve muhakkak alınması gerekir. Eğer yağlı kısım alınmaz ise bebek huzursuz olup ağlar. Dolayısıyla da bebeğin hem daha iyi doyması hem de gerekli yararı alması için yağlı kısmı alması gerekir. İşte tam da bu noktada anne sütünde yağlı kısmı arttırabilmek için bazı yöntemler mevcut. ANNE SÜTÜNÜN YAĞLI OLMASI İÇİN NE YAPILMALI? ANNE SÜTÜNÜ YAĞLANDIRAN YİYECEKLER İlk annelik deneyimini yaşayan kimselerin emzirme süreci ile ilgili en çok araştırdıkları konulardan birisi de sütün yağlanmasının doyuruculuğunu arttırmaya yönelik olmasıdır. Durum böyle olunca anne sütünün kalitesini arttırmak ve bebeğin yeterli doyması için sütü yağlandıracak besinlerin tüketimi daha bir önemli hal alıyor. Çünkü anne sütünün yağlanması demek bebeğin karnının daha iyi doyması ve sütteki verimin ortaya çıkması demektir. Sütüm az geliyor, ne yapmalıyım?’ diye endişelenen anneler için anne sütünü yağlandıran yiyeceklerin listesini sizlere derledik. İşte Anne sütünü yağlandıran besinler ANNE SÜTÜNÜ YAĞLANDIRMAK İÇİN… YUMURTA Fosfor, çinko, iyot ve protein bakımından zengin olan yumurta, emzirme dönemindeki annelerin 7 gün boyunca en az 3 defa alması gereken besindir. Mmükünse haşlanmış yumurtanın tüketilmesi tavsiye edilir. YOĞURT Anne ve bebek için mineral depolarının güçlenmesi için tüketilmesi önerilen yoğurt, kemik ve diş sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlamaktadır. Günlük 2 veya 3 su bardağı yoğurt yenmesi gerekir. KOYU RENKLİ YEŞİL SEBZELER Aynı zamanda folik asit gelişimini de destekleyen koyu yeşil sebzeler ilerleyen dönemlerde bebekte görülebilecek aneminin önüne geçiyor YAĞLI TOHUM ÇEŞİTLERİ Ceviz, badem ve fındık gibi sağlıklı çiğ atıştırmalıklar, zengin yağ asidi, vitamin ve mineral özleri ile sütün kaliteli olmasına katkı sağlar. ZEYTİNYAĞI İLE ZEYTİN İçerisindeki yağ asidi bileşimleri ile bebeğin bağırsak faaliyetleri düzenleniyor. Ayrıca kabızlık, şişkinlik ve gaz sorunlarının da ortadan kalkması için salatalarda muhakkak tüketilmesi gereken bir ikilidir. haber platformu ile güncel ve yeniliklerden haberdar ol! Yazı dolaşımı Sağlıklı beslenmede ve diyette en çok merak edilen mevzulardan olan yağların insan vücuduna etkilerinden, vücuttaki görevlerinden, vücut yağının fazla olmasının zararlarından ve yağlar olmasaydı ne gibi durumların bizi karşılayacağından bahsedeceğim sizlere. Hemen girişte sizlere şunu belirtmek isterim ki, yağ tercihinizi vücut için sağlıklı yağlardan yana yapıp ölçülü tüketirseniz yağlardan ne diyet yaparken ne de rutin yaşantınızda korkmanıza ve tamamen öğünlerinizden çıkartmanıza gerek kalmayacaktır. Konu İçeriği1 Yağların yapısı ve Trans Yağlar2 Yağların sindirimi ve depolanması3 Yağlar ve Kızartmalar4 Önemli Yağ Kaynakları5 Vücutta yağların görevleri Vücut yağının fazla olmasının Yağlardan sakınılması gereken durumlar6 Sonuç / Diyetisyen Yorumu Yağların yapısı ve Çeşitleri Yağlar bir adet gliserol molekülü ve yağ asitlerinin yaptığı esterlerdir. Yağlarda bulunan yağ asitleri içeriğindeki karbon sayısına göre kısa zincirli, orta zincirli ve uzun zincirli olarak; karbon atomları arasındaki çift bağ içerip içermemesine göre doymuş, doymamış olarak, doymamışlar da içeriğindeki çift bağ sayısına göre tekli doymamış ve çoklu doymamış olarak; insan vücudunda sentezlenebilme durumuna göre elzem yağ asitleriinsan vücudunda sentezlenemezler, beslenme yoluyla vücuda alınmalıdırlar ki bunlar omega-3 yağ asitleri ve omega-6 yağ asitleridir ve elzem olmayan yağ asitleriinsan vücudunda sentezlenebilmektedirler bunlar doymuş yağ asitleri ve omega-9 yağ asitleridir olarak ayrılmaktadırlar. Tereyağ, içyağ, kuyruk yağı, tavuk derisi gibi besinler daha çok doymuş yağ içermektedir; zeytin, zeytinyağı, fındık yağı gibi yağlar daha çok tekli doymamış yağ asitleriomega-9 içermektedir; balık yağı, ceviz yağı, keten tohumu, soya yağı, kanola yağı gibi yağlar daha çok çoklu doymamış yağ asitlerinden olan omega-3 içermektedir; mısırözü yağı, ayçiçeği yağı, pamuk yağı, soya yağı, kanola yağı daha çok çoklu doymamış yağ asitlerinden olan omega-6 içermektedir. Trans Yağlar Yağ asidi çeşitlerinden bahsetmişken önemli bir konu olan trans yağ asitlerinden de kısaca bahsetmek isterim. Trans yağ asitleri bitkisel sıvı yağların kısmen hidrojenasyonu ile oluştuğu gibi bunun yanı sıra geviş getiren hayvanlarınkoyun, kuzu, inek gibi işkembelerinde bulunan bakteriler yoluyla doğal olarak da oluşmaktadır ve mutlaka dikkat edilmesi gereken oluşum yollarından biri de yağların çok yüksek derecelerde ısıtılması>240°C, kızartılması veya defalarca kullanılması neticesinde de trans yağlar karşımıza çıkabilmektedir. Şunu da belirtmekte fayda görüyorum fiziksel rafinasyon veya deodorizasyonda uygulanan sıcaklık genellikle <240°C olduğundan rafine sıvı yağlar %1’den az trans yağ içerdiklerinden trans yağ asidi kaynağı değillerdir. Peki hangi ürünler trans yağ içerebilir sorusuna geldiğimizde ise cevap şu şekildedir, margarinler, sürülebilir yağlar, susuz katı yağlar, kızartma yağları, süt yağları, hayvansal gıdalar. Et ve süt ürünleri çok az miktarda tarns yağ asidi içermektedir, doğal trans yağların negatif etkileri düşüktür. Bazı kek, bisküvi, kurabiye, mayonez, cips, milföy hamuru, pizza, gofret gibi hazır ürünler ve benzerlerinde, derin yağda kızartılmış fast-food ürünlerin hazırlanmasında da kısmi hidrojenize yağlar kullanılabilindiğinden bunlar da trans yağ içerebilmektedirler. MÜMSAD Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği ’ın 2007 verilerine göre kahvaltılık margarinlerin tamamında trans yağ asidi içeriği %1’in altındadır, interesterifikasyon gibi yeni yöntemlere geçilmesi ile margarin üretiminde trans yağ asidi içeriği azaltılmıştır. Trans yağ asitleri bağışıklık sistemini, kan lipitleriniHDL’yi düşürür, LDL’yi arttırır, insülinin işlevini, karaciğerin fonksiyonunu, üreme sağlığını olumsuz etkilemektedir ve anne sütünün kalitesini düşürür, bebeklerde düşük doğum ağırlığına sebep olmaktadır. Yağlar okside olmamaları, kötü tat ve koku oluşmaması için ısı, ışık almayan, metal olmayan şişelerde saklanmalıdır ve son kullanma tarihine dikkat edilmeli, bekletilmemelidir. Yağların sindirimi ve depolanması Yağlar ve yağların kullanımı hakkında bu kadar bilgi verdikten sonra asıl mevzumuz olan yağların insan vücudunda kullanılmasına geçebiliriz. Öğünümüzde aldığımız yağ bağırsaklara geçmeden önce belli bir süre mide de kalmaktadır, bu da tokluk hissi oluşturmaktadır. Yağların sindirimi ince bağırsaklarda başlamaktadır ve sindirimde safra kesesi, pankreas yardımcıdır. Yağlar ince bağırsaklarda sindirilip emildikten sonra adipoz dokuda depolanmaktadır. Enerji oluşumu için vücutta ilk kullanılan besin ögesi karbonhidratlardır, birey aç kaldığında veya yetersiz karbonhidrat aldığında enerji kaynağı olarak yağlar kullanılmaktadır. Vücudumuzda ortalama olarak 40 gün yaşamı idame ettirecek miktarda yağ depolanmaktadır. Açlıkta yağ asitlerine yıkılmasıyla enerji için kullanılmaktadır. Yağlar ve Kızartmalar Yağlar konumuzsa beslenme önerilerimiz arasında bulunmasa da ayda bir kere sağlıkla ilgili bir probleminiz yoksa yapılabilen kızartmalardan da bahsetmek isterim, genel yaşamınızda besinlerinizi kızartma şeklinde değil haşlama, buğulama, fırında, ızgara şeklinde tüketmenizde fayda vardır. Eğer kızartma yapacaksanız dumanlanma noktası düşük olan bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Kızartma için en uygun tava, paslanmaz çelik ve teflondur. Tava fazla kızartılacak besinle doldurulmamalıdır, derin dar çelik veya teflon tavada yağ kızdıktan sonra ki yağın ısısı 175 dereceyi aşmamalıdır bunu da termometre yok ise, küçük parça ekmeği yağa atarsınız eğer 50 saniyede kahverengileşirse yağın yaklaşık sıcaklığı 185 derece demektir bu şekilde yağın yaklaşık sıcaklığını anlamış olursunuz. Besinler altın-kahverengi bir renk alınca tavadan alıp havlu peçeteye serdikten ve biraz yağını emmesini bekledikten sonra tüketebilirsiniz. Dikkat edilecek diğer noktalar derin tavadaki yağ azaldıkça eklenmelidir, galeta ununa veya una bulanmış besin tavaya atılmadan iyice silkelenmelidir, donmuş besinler çok miktarda tavaya atılırsa yağın sıçrama ihtimaline karşı dikkatli olmalısınız, tavaya atılacak besinin kuru olmasına da dikkat ediniz, sosis, köfte gibi yağ içeriği yüksek olan besinlerin kızartılması besindeki yağ ve kolesterol yağa geçmektedir bundan dolayı bitkisel besinlerin aynı yağda kızartılmamalıdır veya önce bitkisel besinler kızartılmalıdır. Yağı ilk kez kullanıyorsanız, bozulmamışsa ve besin kalıntıları yoksa bir kez daha kullanılabilir. Yağ ağzı kapalı olarak soğutulduktan ve süzüldükten sonra serin, kuru ve karanlıkta olacak şekilde cam kavanozda saklanabilir. Kızartmalar konusunda daha detaylı bilgi için bknz Kızartma Yağları, Kalorisi Kızartmanın Zararları Önemli Yağ Kaynakları Son yıllarda popüler olan Hindistan cevizi yağı zengin doymuş yağ içeriğine sahiptir, sayısal olarak belirtmek gerekirse yağ asitlerinin %90’nı doymuş yağ asitleridir. Hindistan cevizi hayvansal kaynaklı doymuş yağ içermemektedir. Sindirilmeden ince bağırsağımızdan direk emilen orta zincirli yağ asitlerini içermektedir. Emildikten sonra karaciğere geçen orta zincirli yağ asitleri keton cisimlerine dönüşürler. Keton cisimleri beyne enerji sağlamaktadır, epilepsi ve alzheimer gibi hastaların hasarlı beyin hücrelerine enerji sağlayarak semptomların giderilmesinde hindistan cevizi yağının yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca Bknz Epilepsi Nedir, Belirtileri, Beslenme Tedavisi Hindistan cevizi yağı içeriğindeki laurik asitle immün sistemi güçlendirir, sindirildiğinde oluşan monolaurinle vücudumuza zarar veren patojenleri öldürmektedir. Araştırmalara göre hindistan cevizi tüketen toplumlardan Tokelau toplumunda kalp hastalığı riski düşük olarak gözlenmiştir. Hindistan cevizinde bulunan doymuş yağ asitleri HDL’yi yükseltirken, LDL’yi düşürmektedir. Bazı araştırmalar ise, hindistan cevizi yağının karın bölgesi yağlanmasında ve kilo yönetiminde etkili olduğunu belirtmektedir. Önemli yağ kaynaklarından biri de genelde diyetisyenlerin diyet listelerinde yer alan yağlı tohumlarceviz, fındık, badem, yer fıstığı, doymamış yağ asitlerinden zengin besinlerdir. Faydalarına baktığımızda koroner kalp hastalıkları riskini azalttığını en başta belirtmek isterim. Böbrek taşı oluşumunu, iltihaplanmayı, kadınlarda diyabeti azaltabileceği çalışmalar göstermektedir. Çalışmalar hindistan cevizi yağında da belirttiğimiz gibi yağlı tohumlarda bulana yağların da kilo vermeye yardımcı olduğunu belirtmektedir. Diyetisyen kontrolünde tüketmenizde fayda var, bunu da belirtmek isterim, çünkü yağ içeriği bakımından zengin olduklarından fazla tüketimi kilo yapmaktadır. Diğer bir önemli yağ kaynağımız ülkemizde de bolca yetişen zeytin. Zeytin yağı tekli doymamış yağ asitlerinden zengindir. İçeriğinde bulunan oleik asit kalp hastalıklarından korunmada önemli etki göstermektedir. İçeriğindeki β-sistosterol kolesterolün bağırsaklardan emilimini azaltmaktadır. Diyetisyen kontrolünde tüketebilirsiniz, yalnız size önerim zeytin yağını natürel sızma zeytin yağı olarak tüketmenizdir. Pişireceğiniz sebze yemeğindeki soğanı suyla kavurup en son pişme işlemi bittikten sonra üzerine natürel sızma zeytin yağını gezdirebilirsiniz. Avokado yağ içeriği fazla olan meyvelerdendir ve içeriğindeki yağ asitleri vücudumuz için faydalıdır. Avokado da zeytin yağı gibi omega-9 yağ asitlerinden zengindir ve kalp dostudur. İçeriğindeki lutein sayesinde gözlerimize de faydalı olduğu belirtilmektedir. Antioksidan özellikteki avokado yağı cildimize de iyi gelmektedir. Son olarak da balığın içeriğindeki elzem yağ asitlerinden bahsetmek de fayda görüyorum. Balıkta bulunan omega-3 yağ asitleri ve omega-3’ün dönüşümüyle oluşan EPA ve DHA yağ asitleri, beyin ve göz gelişiminde etkilidir, alzheimer ve diyabet hastalığının önlenmesinde etkilidir, kalp-damar hastalıkları riskini azaltmaktadır, depresyona karşı olumlu etkileri mevcuttur, cildi güzelleştirmektedir ve karaciğer üzerinde olumlu etkileri mevcuttur. Bknz Yağlı Balıklar ve Sağlık Üzerine Etkileri Yukarıda örneklendirdiğim sağlıklı yağ kaynaklarını diyetisyeninizin önerdiği miktarlarda tüketmeye çalışın. Bu sağlıklı yağ kaynaklarının olumlu etkilerini de belirttiğimize göre onlar olmasaydı ne yapardık sorusunun cevabını da sizlere vermiş bulunmaktayım. Unutmamalıyız ki vücudumuzda görev alan birçok yapı yağ içermektedir. Beyimizde, sinirlerin miyelin tabakasında, hücre zarlarımızın yapısında, bazı hormonların yapısında, hormon benzeri eikozanoidlerin yapısında bulunmaktadır, bu yapılara katılması önemini bir kez daha tasdiklemektedir. Vücutta yağların görevleri nelerdir Santral sinir sistemimizin yapısal maddesinin %50-60’ını yağlar oluşturmaktadır. Aslında yağların vücut için ne kadar ehemmiyetli olduğunu yaşamımızın ilk evrelerinden yani anne karnından yola çıkarak anlatmakta fayda var. Merkezi sinir sistemimizin gelişimi doğum öncesinde, annenin gebeliğinin ilk aylarında tükettiği yağların kalitesi ve miktarına bağlıdır, bebek bu dönemde anneden plasenta yoluyla geçen yağları beyin gelişimi ve vücudu için kullanmaktadır. Özellikle de gebeliğin 3. trimesterindegebeliğin 6. ayı ve 9. ayı arası bebeğin beyin dokularında çoklu doymamış yağ asitlerinden olan omega-3 yağ asitlerinden oluşan DHAdokosaheksaenoik asit ve omega-6 yağ asitlerinden oluşan araşidonik asit sentezinde büyük artış olmaktadır. 3. trimesterde beyin hücrelerinde farklılaşma ve çoğalmasındaki artış çocuğun öğrenme yeteneğiyle bağlantılıdır, annenin gebelikte yetersiz omega-3 yağ asitlerinden olan DHA alması bu süreci olumsuz etkilemektedir. Doğumdan sonra da bebek vücudu ve beyin gelişimi için yararlı yağları anne sütünden almaya devam etmektedir, anne sütü ilk 6 ay tek başına verilmelidir. Anne sütünde bebeğin beyin gelişimine uygun oranlarda çoklu doymamış yağ asitleri içermektedir.omega-6/omega-35/1 Yağların vücut çalışmasındaki görevlerinden kısaca genel hatlarıyla bahsederek devam etmek isterim. Yağlar vücudumuza en çok enerji veren besin ögesidir.1 gr yağ 9 kalori, 1 gr protein ve 1 gr karbonhidrat 4 kalori Yağda eriyen vitaminlerA, D, E ve K vitaminleri vücuda yağ ile beraber alınırlar, yağlar bu vitaminlerin emilmesini sağlamaktadır. Deri altımızda bulunan yağ tabakası vücudumuzun ısı kaybını önler. Adipoz doku organlarımızın etrafını çevreleyerek dış etkenlere karşı korur. Besinlerle alınan yağ mide boşalmasını geciktirir ve tokluk hissinin devam etmesine yardım eder. Miyalinleşmiş sinir liflerinin etrafını örterek sinirsel iletimi sağlar. Son olarak belirteceğim görevi ise hücre zarının önemli bileşenidir ve besin ögelerinin, metabolitlerin hücre içerisine taşınmasını sağlar. Vücut yağının fazla olmasının zararları Abdominal yağlanma ve organ yağlanmaları vücut için büyük risk faktörleridir. Abdominel yağlanma özellikle erkeklerde görülmektedir ve kalp-damar rahatsızlıklarının oluşmasında etkendir. Abdominal yağlanma kötü huylu olan LDL kolesterolün yükselmesine, iyi huylu olan HDL kolesterol düzeyinin ise düşmesine sebep olmakla birlikte bazı kanserlerin oluşumuyla yakından ilişkilidir. Organ yağlanmaları kalp-damar hastalıklarına, hipertansiyona, hormonal değişikliklerle birlikte insülin direncine ve tip 2 diyabete yol açabileceği belirtilmektedir. Bu tarz rahatsızlıklara önceden önlem almak için diyetimize mutlaka dikkat etmeliyiz. Erkeklerin bel çevresi 102 cm’yi, kadınların ise 88 cm’yi aşmaması gerekmektedir, bu değerleri aştıklarında belirttiğim sıkıntılar kendisini gösterebileceğinden dikkat etmelidirler. Bknz Bel Kalça Oranı Hesaplama İdeal Ölçüler Yağlardan sakınılması gereken durumlar Yağlardan sakınılması gereken durumları biraz daha açalım. Diyetinizdeki yağ miktarı karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarında yağın sindirimi güçleşeceğinden yağ miktarı düşürülür, malabsorpsiyonlardaemilme bozukları yağlar azaltılmalıdır, kan değerlerinizde kolesterol, trigliserit ve diğer lipidlerin yükselmesi halinde diyetinizdeki total yağ azaltılır, özellikle doymuş ve trans yağlar azaltılmaktadır. Bu belirttiğim durumlardan herhangi birini yaşıyorsanız bir diyetisyene başvurmanızda fayda var. Ayrıca bknz Trigliserit Nasıl Düşürülür Sonuç / Diyetisyen Yorumu Diyetisyeniniz olarak şunu belirtmek isterim ki doymuş yağlaratereyağı, kuyruk yağı, iç yağı, margarin diyetinizde daha az yer verip sağlıklı yağlar olan doymamış yağlarabitkisel yağlar, zeytin yağı, balık yağı, fındık, ceviz, badem, hindistan cevizi yağı diyetinizde ölçülü olacak şekilde bulundurduğunuzda yağlardan korkmamalı, kabusunuz olmasındansa vücut için önemli bir besin kaynağı olarak görmenizi tavsiye ederim. Sağlığınız el verdiği müddetçe bizim için değerli yağ kaynaklarından olan yağlı tohumlaraceviz, fındık, badem, yer fıstığı haftada 3 ya da 4 kere öğünlerinizde diyetisyeninizin önerdiği miktarlarda yer verebilirsiniz. Bir diğer kıymetli yağ kaynağı olan balığı haftada en az 1 veya 2 kez yer veriniz; fırında, buğulama veya yağ koymadan teflon tavada pişirerek tüketiniz. Ülkemizde üretilen natürel sızma zeytin yağlarını diyetisyeninizin önerdiği şekilde ve miktarda kullanarak tekli doymamış yağ asitlerinden faydalanın, kahvaltılarınızda sağlık durumunuza göre zeytine yer verin. Son yıllarda popüler olan ve sağlık için faydalı yağ asitleri içeren hindistan cevizi yağına da yine diyetisyeninize danışarak tüketebilirsiniz. Vücuda faydalı ve elzem yağ asitleri içeren yağları ölçülü tükettiğiniz ve diyetisyeninize danışarak vücudunuza aldığınız müddetçe korkmadan sağlığınız için şifa niyetine tüketebilirsiniz. Anne sütünde 'endorfin' adı verilen maddelerin bulunduğunu söyleyen Patıroğlu, morfin benzeri bu doğal maddelerin sakinleştirici etkileri yanında ağrı dindirici özelliklere de sahip olduklarını belirtti. Bebeğin emzirme sırasında anneye yakın olmasının da psikolojik olarak rahatlatıcı etkiler gösterdiğini kaydeden Patıroğlu, aşı sonrası bebeği hemen emzirmenin çoğu durumda ona aşının ağrısını unutturacağını açıkladı. Patıroğlu, her bebek için en ideal besinin kendi annesinin sütü olduğunu ve ilk altı ayda başka ek bir gıdaya gerek olmadığını söyledi. Ek olarak D vitamini Patıroğlu, anne sütü alan bebeğe D vitamininden başka bir şey verilmemesi gerektiğini de anlattı''Annenin ilk sütü olan 'kolostrum' bebeğin ilk aşısıdır. Süregelen adetlerin aksine ilk süt her bebeğe mutlaka verilmelidir. Normal doğum yapan her annede, doğumdan hemen sonra bebeğin çıplak olarak annenin memeleri üzerine yatırılması, anne-bebek ilişkisinin hemen başlamasına, bebeğin huzurlu olmasına, emme başlayınca sütün daha erken ve bol gelmesine neden olur.'' Anne sütünde bulunan maddelerin bebeğin enfeksiyonlara karşı daha etkili korunmasına yardımcı olduğunu ve bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini hızlandırdığını kaydeden Patıroğlu, mamalarda bağışıklık sistemini geliştirecek hiçbir maddenin bulunmadığını da dile getirdi. Patıroğlu, anne sütünün daha kolay hazmedildiğini ve içeriğinin daha çok kana geçtiğini de anlattı ''Anne sütü içerdiği bazı enzimlerle bebeğin daha kolay hazmetmesini sağlar. Anne sütü ineksütünden daha az protein içermesine karşın, içindeki tüm protein bebeğin dolaşımına geçer. İnek sütündeki proteinlerin ise yüzde 50'si atık madde olarak bağırsaklardan atılırlar. Demir ve çinko anne sütünün varlığında bağırsaklardan kana daha kolay geçer.'' Alerjiye karşı korumaPatıroğlu, anne sütüyle beslenen bebeklerde egzamanın daha az görüldüğünü de açıkladı ''Anne sütü ile beslenme alerjiye karşı korur ve bu koruyucu etki erişkinlik dönemine kadar sürer. Anne sütü ile bir ay ve daha uzun süreli beslenme hem gıda alerjilerini, hem de solunum yolunda ortaya çıkan alerjilere karşı koruyucudur. Egzemaya karşı koruyucu etki özellikle altı ay ve daha uzun süre anne sütü ile beslenen bebeklerde daha belirgindir. Hatta çalışmalar kalıtımsal olarak alerji gelişimine yatkın bireylerde bile anne sütünün koruyucu etkileri olduğunu göstermiştir.'' Prof. Dr. Türkan Patıroğlu, anne sütünün hasta bir bebek için en ideal besin kaynağı olduğunu da dile getirdi''Sindirim sistemi ile ilgili ishal gibi ciddi bir sorun yaşandığında, mama içeriğinin daha zor hazmedilir olması nedeni ile bebeğin mama ile beslenmeye devam edilmesi sakıncalı olabilir. Bu bebeklere genellikle elektrolit içeren sıvılar verilir. Aksine anne sütü kolay hazmedilir, bağırsaklar üzerinde düzenleyici etkileri vardır ve bu nedenle ishalli bebeklere verilmesi tedaviye katkıda bulunur. Solunum yollarıyla ilgili sorunlar yaşandığında da bebeğin mama ile beslenmeye devam etmesi solunum yolundaki balgam ve yapışkan salgıların daha da artmasına neden olabilir. Anne sütü ise içerdiği antikorlar nedeniyle, enfeksiyonları tedavi edici özelliğe sahiptir ve salgı artışına neden olmaz.'' İhtiyaçlara göre değişim Anne sütündeki yağ, karbonhidrat ve proteinlerin bebek için ideal bir bileşim olduğuna belirten Patıroğlu, ''mama üreten firmalar, sürekli olarak mama içeriğindeki miktarları değiştirerek anne sütüne benzetmeye çalışmaktadırlar. Gerçekte anne sütündeki miktarlar bebeğin ihtiyaçlarına göre sürekli olarak değişmektedir'' dedi. Patıroğlu, anne sütüyle beslenen bebeklerin daha iyi bir sosyal gelişim gösterdiklerini ve 12'nci ayının sonunda, mamayla beslenen bebeklerle anne sütüyle beslenen bebekler karşılaştırıldığında anne sütü ile beslenenlerde psikomotor ve sosyal gelişimin belirgin olarak daha fazla olduğunu anlattı. Anne sütü ile beslenmiş çocuklarda egzama, alerjik hastalıklar, diş eti hastalıkları, kanser ve diyabet gibi hastalıkların daha az görüldüğüne dikkati çeken Patıroğlu, anne sütünün, en iyi besin, bebek-anne arasındaki en iyi psikolojik bağlantı yolu, bebeğin hastalıklardan korunmasında en güvenilir yol olduğunu kaydetti. Anne sütü ile beslenme bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesi için ve ileriki yaşlardaki sağlığı için eşsiz bir fırsattır. Bebek için biyolojik ve geleneksel bir beslenme yoludur. Anne ve bebek arasındaki duygusal bağı oluşturan önemli bir faktördür. Bebeğin nörolojik ve duygusal gelişimi açısından da çok önemlidir. İlk altı ay tek başına anne sütü bebeğin su dâhil tüm ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Anne sütü güvenli, temiz, içerdiği fonksiyonel bileşenler ve canlı hücrelerle birçok hastalığa karşı koruyucu özelliği olan bir besindir. Tek başına anne sütü ile bu koruyuculuk özelliği daha da yüksektir ama ne olursa olsun az ya da çok anne sütü her şekilde teşvik edilmelidir. Anne sütünün daha uzun süreli verilebilmesi, anne sütünün özellikle mikrobesin açısından eksiksiz olması ve bu arada annenin kendi depolarını koruyabilmesi için emziren annenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi de şarttır. Anne sütü, bebeğin büyümesi ve gelişmesi için gerekli besinleri ideal miktarlarda barındıran ve bebeğin fizyolojik gereksinimlerine göre örneğin gestasyon haftası farklı içerik sunabilen dinamik bir sıvıdır. İçerdiği besinlerin miktarı ideale yakın olduğu gibi, bazı maddeler yolu ile besinlerin emilimini ve kullanımını da ideal kılar. Kalsiyum, demir ve B12 vitamini bu besinler arasında sayılabilir. Anne sütü birtakım biyoaktif moleküller de içerir ve bu moleküller bebeğe en hassas olduğu bu dönemde dışarıdan destek sağlar. Bu bileşenler patojenik mikroorganizmalara karşı pasif koruma sağla­yanlar ve doğrudan bebeğin mukozal immün yanıtını değiştirenler olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Ayrıca anne sütü oligosakkaritleri gibi bazı besin bileşenleri de bebeğin bağırsak mikrobiyotasını de­ğiştirerek hem intestinal bariyer fonksiyonu üzerine hem de sistemik immün olgunlaşma üzerine etkili olur. Başarılı emzirme Doğumu takiben ilk birkaç gün salınan süte kolostrum adı verilir. Kolostrum, annenin emzirme tekniğini kavrayıp alışması için gereken süre içinde bebeğe yeterli enerji ve besin maddelerini ve yüksek miktarda koruyucu antikorları temin eden süttür. İlk günlerde miktarı az olsa da bebek için yeterli olacağı ve miktarın artması için bebeğin sık ve etkili emmesinin gerekliliği annelere anlatılmalıdır. Başarılı emzirme için tüm sağlık personelinin bu konuda eğitimli ve istekli olması, eğitimin gebelik döneminde başlaması, anneye bu konuda destek ve yardımın hemen doğum sonrası başlaması, bebeğe su da dâhil başka hiçbir gıda, sıvı verilmemesi, anne ile bebeğin aynı odayı paylaşması, bebek her istediğinde emzirilmesi ve emzik biberondan kaçınılması önerilmektedir. Özetle anne sütü ile beslenme ile ilgili olarak sağlıklı miyadında be­bekler için aşağıdaki öneriler sunulmalıdır Altı ay tek başına anne sütü verilmesi Anne sütünün iki yıl ve ötesinde de devamı Demir ve diğer mikrobesinlerden zengin tamamlayıcı gıdala­rın bebeğin 6. ayını doldurduktan sonra başlanması Emzirme başarısının artırılması için Doğum sonrası anne ile bebeğin hemen tensel temasının sağ­lanması Doğum sonrası ilk emzirmeye kadar rutin girişimlerin ertelen­mesi tartma, kan alma, aşı, K vitamini [ilk 6 saat içinde mut­laka], vs. İlk 24 saatte 8-12 emzirmenin sağlanması Teknik açıdan doğru bir emzirme olmasının sağlanması Tıbbi bir gereklilik yoksa su, şekerli su, mama gibi takviyelerin verilmemesi Emzik ve biberon kullanmamak Anne ve bebeğin oynı odada kalması Hastane çıkışında D vitamini başlanması Anneye kendi beslenmesi ve yeterli sıvı alımı için de önerilerde bulunulması Hastane çıkışından sonra 48-72 saat içinde yeniden değer­lendirme hidrasyon, ağırlık [kayıp %7’den fazla olmamalı], emzirme gözlemi, sorunların konuşulması. Başarılı emzirme için 10 adım Tüm sağlık çalışanlarına düzenli olarak duyurulan bir yazılı emzirme politikası oluşturmak Bu politika doğrultusunda tüm sağlık çalışanlarım eğit­mek Tüm gebe kadınları anne sütünün faydaları ve yöneti­mi açısından bilgilendirmek Doğum sonrası ilk yarım saatte emzirmenin başlatıl­ması için annelere yardım etmek Annelere nasıl emzirileceğini göstermek ve bebekle­rinden ayrı kalsalar bile laktasyonu nasıl devam ettire­ceklerini öğretmek Tıbbi olarak gerekmedikçe yenidoğan bebeklere anne sütü dışında içecek veya yiyecek vermemek Anne ve bebeğin aynı odada kalmasını sağlamak Bebeğin her istediğinde emzirilmesini sağlamak Emzik ve biberon kullanmamak Taburculuk sonrası anneyi emzirme ile ilgili sorunları olduğunda destek alabileceği sağlık kuruluşları konu­sunda bilgilendirmek. Emzirmeyi destek gruplarının kurulmasını teşvik etmek, taburculuk sonrası anneyi bu gruplara yönlendirmek. En önemli kontraendikasyon annenin HIV Human Immunodeficiency Virus enfeksiyonudur. DSÖ, anne sütü ile enfeksiyon bulaşımını en aza indirmek için anne sütü yerine güvenli, ulaşılabilir bir besin verilebilecek ise anne sütü verilmemesini, ancak bu sağlanamazsa ilk ay tek başına anne sütü verilmesini önermektedir. Gelişmemiş ülkelerde bulaşma riski açısından tek başına anne sütünün baskın olarak anne sütü alımı ya da karışık beslenmeden daha avantajlı olduğunu gösteren yayınlar da vardır. Avrupa’da HIV pozitif annelerin emzirmemeleri önerilmektedir. Ülkemizde de HIV pozitif anneler bebekleri için temin edilebiliyorsa anne sütüne adapte formül sütler tercih etmelidir. T hücre lenfotrofik virüs HTLV tip 1 veya 2 ile bulaşık anneler, tedavi edilmemiş brusellalı veya tüberkülozlu anneler ve memesinde herpetik lezyonu olan anneler de emzirmemelidirler. En az iki hafta tedavi almış ve bulaştırıcılığı kalmamış tüberkülozlu anneler emzirmeye devam CDC Centers for Disease Control and Prevention Hastalık Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi 2009 yılında H1N1 enfeksiyonu geçiren annelerin ateş düşünceye kadar bebeklerinden ayrılmaları gerektiğini ancak sağılmış sütlerinin verilebileceğini beyan etmiştir. Hepatit B veya C’li anneler bebeklerini emzirebilirler. Anne sütü yoluyla geçen CMV sitomegalovirüs infeksiyonu miyadında bebeklerde genellikle asemptomatiktir ancak prematüre bebekler için ciddi hastalık tablosu riski daha yüksektir; bu nedenle 1500 gramın altında ya da 32 haftadan küçük bebekler CMV-seropozitif anneleri tarafından emzirilecek ise kar-zarar oranı düşünülmelidir. Anne sütünün pastörizasyonu enfeksiyonu önler, dondurma viral yükü azaltarak bulaşımı önleyebilir. Tanısal ve tedavi amaçlı radyoizotoplara maruz kalan annelerin de bebeklerini emzirmemeleri gerekmektedir. Benzer şekilde sitostatikler, altın bileşikleri, iyot bazlı x-ışını kontrast solüsyonlar da kesin kontrendike ilaçlardır. Birçok ilaç anne sütüne geçse de birçoğu subklinik düzeydedir ve genellikle bebekte problem oluşturmaz. Ancak emziren annelerin kullandıkları ilacı hekimleri ile değerlendirmeleri ve hekimin kararı çok önemlidir. Çevresel kimyasallara maruz kalınması emzirme için bir kontrendikasyon yaratmamaktadır zira anne sütündeki kimyasal zararlılar bile anne sütünden faydalanmayı engellememelidir. Klasik galaktozemi, uzun zincirli yağ asidi oksidasyon defekti, konjenital laktaz eksikliği diğer kontrendikasyonlardır. Fenilketonüride kontrollü emzirme önerilmektedir. Anne sütünün bir süreliğine ilaç kullanımı veya kalıcı olarak verilmeyeceği dönemde mastit gelişimini önlemek için anne sütü aniden kesilmemeli, bir süre sağılmalıdır. Daha sonra yeniden emzirmenin başlatılacağı durumlarda da anne sütü üretiminin devam etmesi için sağılma önerilmelidir. Doğrudan anne memesinden beslenme idealdir, ancak bazı durumlarda sütün sağılarak saklanması gerekebilir. Bu durumlar Anne memesinin tıkanık veya şiş olması Bebeğin düşük doğum ağırlıklı veya preterm olarak doğması Bebeğin emmesinin zayıf olması Bebeğin hastanede yatıyor olması Annenin uzun süre dışarıda olması Annenin işe başlaması Annenin meme başı problemlerinin olması Memede biriken sütün boşaltılması Bebeğin memeyi reddetmesi Annenin mutlak kullanması gereken ilaç süte geçip bebeğe zararlı olacaksa Çökük meme başının belirginleştirilmesi Çok dolu bir memeyi bebeğin daha kolay almasının sağlanması Anne sütü el pompaları ile sağılabileceği gibi biraz daha pahalı olsa da elektrikli pompalarla da sağılabilir. Elektrikli pompalar uygun basınç ve frekans ile süt sağma işini gerçekleştirir. Çift taraflı sağabilen pompalar zaman tasarrufu nedeni ile tercih edilebilir. Anne sütü el ile de sağılabilir. Elle sağma nasıl yapılmalı? Eller yıkanmalıdır. Meme başı temizlenmeli ve sütün saklanacağı kap hazırlanmalıdır. Anne oturur veya hafif öne eğik pozisyonda olmalıdır. Süt sağma işlemi, bebek emmeden önce yapılmalıdır. Böylece memede kalan, annenin boşaltamadığı sütü bebek boşaltacaktır. Süt inme refleksini başlatmak ve meme içindeki sütün meme başına doğu hareketini sağlamak için meme masajı ve sıcak uygulama yapılmalıdır. El ile masajda avuç içleri kullanılarak yuvarlak hareketlerle nazikçe memeler sıvazlanır. Baş parmak üstte, diğer parmaklar ise altta olacak şekilde areola kahverengi kısım çizgisinin üzerine koyulmalıdır. Parmaklar ile memenin merkezine doğru yumuşak hareketlerle meme sıktırılarak bastırılmalıdır bas ve bırak. Bu hareketler süt akmaya başlayıncaya kadar ritmik olarak tekrar edilmelidir. Bu hareket areolanın çevresine yapılmalı ve memedeki tüm alanlar boşalıncaya kadar sürdürülmelidir. Önce az miktarda süt gelir, daha sonra sağılan sütün miktarı artar. Bu işlem acıtmamalıdır, eğer acıtıyorsa uygulanan teknik hatalıdır. Meme ucuna asla bastırılmamalıdır. Meme ucuna bastırma veya meme ucunu çekme süt akımını sağlamaz. Bir meme 3-5 dakika, akım yavaşlayıncaya kadar sıkılmalıdır. Her iki meme dönüşümlü olarak sağılmalıdır. Anne sütünün yeterli sağılması işlemi özellikle ilk birkaç gün sütün az geldiği günlerde 20-30 dakika sürebilir. Bazen sütle dolu memelerin sert olması nedeniyle sağılması ağrılı ve zor olabilir. Böyle bir durumda ılık su ile duş alma, memeleri ılık su dolu bir kaba koyma, memeler üzerine ıslak sıcak havlu uygulaması ve ardından masaj yapılabilir. Annenin bebekten uzak kaldığı dönemde sağılan ve doğru koşullarda saklanan sütler hem bebek için gerektiği zaman kullanılabilmesi hem de annenin süt üretiminin devamı için faydalıdır. Anne sütü, oda ısısında en fazla üç 3 saat, buzdolabında yetmişiki 72 saat, üç 3 gün, derin dondurucuda üç 3 ay güvenle saklanabilir oda ısısında bekletirken olabildiğince serin tutmak, buzdolabı, ve derin dondurucuda dolabın en arkasında tutmak kuraldır. Süt sağılmadan önce ellerin yıkanması, temiz, tercihen cam bir kapta ağzı sıkıca kapatılacak şekilde saklanması, her bir kabın üzerine tarih yazılması, öncelikle eski tarihlilerin kullanılması, ziyan olmaması için 100-300 mililitrelik miktarlarda saklanması, önceden dondurulmuş sütlerin üstüne ek yapılmaması önerilmektedir. Özellikle üç aydan küçük bebeklerde kapların sterilizasyonu kaynatma olabilir önemlidir. Dondurulmuş sütler kullanım öncesi direk oda ısısında değil buzdolabında çözdürülmelidir. Bu sütler direk ısıya maruz bırakılmadan benmari usulü sıcak su bulunan kaplarda ılıtıldıktan sonra bebeğe verilmelidir. Çözdürülen sütler yeniden derin dondurucuya konulamaz. Dolaptan çıkartılıp ılıştırılan sütler ise 3 saat içerisinde kullanılmalıdır. Diğer Beslenme Şekilleri Annede, emzirmek için kesin kontrendikasyon yoksa anne sütünün yeniden özendirilmesi, yeniden laktasyonun başlatılması için destek verilmesi önemlidir. Emme sorunu nedeni ile anne sütü alamayan bebekler için formül süt yerine anne sütünün sağılarak verilmesi önemle tavsiye edilir. Tüm bunlara rağmen, anne sütünün verilemediği durumlarda, anne sütü yerine formül sütler verilebilir. Anne sütü içeriği taklit edilerek hazırlanmış olsalar da, bu ürünlerin anne sütü için geçerli olan tüm avantajları sunma şansı yoktur. Yine de standart bir başlangıç sütü tek başına verildiğinde ilk altı ayı içinde olan bir bebeğin tüm beslenme gereksinimlerini karşılar. Herhangi bir sebeple anne sütü alamayacak olan bir bebeğin annesi bu konuda bilgilendirilmeli, emzirme yöntemi tekrar değerlendirilmeli ve emzirme teşvik edilmelidir. Ancak tüm uğraşlara rağmen emzirme mümkün olamıyorsa, en uygun formül süt seçimi, güvenli ve doğru hazırlanması ve doğru beslenme teknikleri açısından anne desteklenmelidir. Altı aydan küçük bebeklerde anne sütünün yeterli olmadığı durumlarda katı gıdaya erken başlamak yerine süt öğünü olarak formül sütler tercih edilmelidir. Tüm uğraşlara rağmen anne sütü alamayan bebekler aşağıdaki belirtilen besinleri tüketmelidir Formül süt/verilemiyorsa inek sütü günde 500 -1200 ml Ekstra su ılıman iklimlerde 2-3 çay bardağı/gün, sıcak iklimlerde 4-6 kap/gün Elzem yağ asitleri hayvansal kaynaklı besinler, balık, sıvı yağlar gibi Yeterli demir hayvansal kaynaklı besin, zenginleştirilmiş besin ya da suplement Eğer bebeğinizi kısmen ya da tamamen inek sütü ile besleyecekseniz; 1 bardak 200 ml süt hazırlamak için 3/4 bardak 150 ml inek sütünü 1/4 bardak 50 ml su ile beraber kay­natın. 1 silme büyük çay kaşığı şeker ekleyin 15 g. 1 çay kaşığı zeytinyağı ekleyin. Her öğünde yarım ya da 1 bardak 100 – 200 ml verin. Karışımı temiz kapaklı bir kapta saklayın. Ekstra demir desteği sağlayın. Emzirme sırasında gebelik Kitapçığın ilk bölümlerinde de görüldüğü gibi anne sütü ikinci yılında da be­beğin enerji ve besin ögeleri gereksinimlerinin büyük bir bölümünü karşı­lamaktadır. 3 yıla gelindiğinde ise çocuk artık aile besinlerini çok kolaylıkla tüketebilir ve malnütrisyon riski de daha azdır. Emzirme artık yavaş yavaş bırakılmalıdır. Çocuk özellikle hastaysa, yorgunsa ya da üzgünse bu dönem­de bile annesini emmek isteyebilir. Birçok anne bebeğini emzirirken hamile kalırsa emzirmeyi hemen bırakması gerektiğine inanır. Bu gerekli değildir. Sütü bebeği için zararlı değildir. Ancak kasılmaları, ağrısı ve benzeri sıkıntıları varsa doktor kontrolü sonucunda bırakmasına karar verilmeli, aksi takdirde emzirmeye devam etmelidir. Eğer kasılmalar ya da benzeri olumsuzluklar nedeni ile bırakacaksa bile emzirmeyi aniden bırakmamalıdır. Aniden sütü kesmek bebeği üzecektir.

anne sütünün yağlı olmasının zararları